Rebirth of the Thief – Bölüm 3: Pazarlık

8 Ağustos 2018
0

<< Önceki Bölüm I Tanıtım Sonraki Bölüm >>

Nie Yan saate baktı, çoktan üç buçuk olmuştu. Conviction’ın oyun sunucuları öğlen beşten sabah dokuza kadar açıktı—toplam on altı saat. Bu sayede insanların çalışma saatleriyle çakışmıyordu. Herkesin oyun saati aşağı yukarı aynıydı. Böylece herhangi bir oyuncunun diğerleriyle arasında büyük bir seviye farkı açmasının önü kesilmişti. Buna ek olarak, Conviction’ın Sanal Gerçeklik teknolojisi mükemmelliği aşmıştı. Sonucunda, popülerlik kazandı, en sonunda dünya çapında popüler oldu. Yavaşça insanların yaşamının vazgeçilmezlerinden birine dönüştü.

Bu, sanal gerçeklik teknolojisinin egemenliği altına girmiş bir dünyaydı; kusursuz bir sistem olmuştu. Beş ay sonra, Conviction sanal parayı gerçek dünyanın ekonomisine bağlayarak bu sistemi tamamlayacak ve böylece insanoğlunun yaşamıyla tamamen birleşecekti.

Oyuncuları böyle kendine bağımlı etmesiyle, oyuncu tabanı olağanüstü bir şekilde büyüyecekti. Artan Sanal Gerçeklik kullanımını dünyanın geri kalanına yaymıştı. Dünyanın her yıl Conviction’da geçirdiği zaman o kadar fazlaydı ki gerçeklikte geçirdikleri zaman ile neredeyse eşdeğerdi. Pek çok yeni tüketici grubunun ortaya çıkması, çoğunluğu profesyonel oyuncu topluluklarını hedefleyen, sayısız hizmet sektörünün oluşturulmasına neden oldu.

Neredeyse tüm finansal gruplar Conviction’da bir yer edinmişti. İşinin kurulup, iyi miktar para kazandıktan sonra Nie Yan’ın babası da Conviction’un yükselen popülaritesinde yerini almaya başlamıştı. Oyuna çokça bir miktarda para da yatırmıştı. Ancak sonunda, ezici bir yenilgi nedeniyle şirket ve şirketin tüm varlığı yok olmuştu. Bu durum Cao Xu’nun daha fazla avantaj elde etmesini sağlamıştı… Nie Yan böyle bir durumun tekrarlanmasına izin veremezdi.

Conviction’da yerini erkenden almak esas noktaydı ve bunu yaparken başarısız olamaması çok önemliydi. Nie Yan babasına yolu açarak yardımcı olmalıydı. Ancak babası Conviction’a kaynakları yatırmaya başladığı zaman kesintisiz bir kaynak zinciri kurabilecek ve başarıya doğru ilk adımları atabilecekti. Bu gelecekte ortaya çıkacak sorunları engelleyecekti.

Nie Yan bir yerde durdu ve otuz dolar harcayarak yemek yedi. Eve geldiğinde saat beşe yaklaşıyordu.

Kaskını taktıktan sonra sakince Conviction’ın başlamasını bekledi.

Yirmi dakika geçti. Kaskın ekranı yavaş yavaş aydınlanmaya başladı, saatin [05:00 ÖS] olduğunu gösterdi. Aniden canlı bir jenerik müziği çalmaya başladı, kulaklarında yankılandı. Melodi çok tanıdıktı; bu, geçmişte çok duyduğu bir şeydi. Bu melodiye karşı hiçbir zaman herhangi bir bağlılık hissetmemişti. Ama şu anda kulağına garip bir şekilde tatlı geliyordu.

「Sistem: Bir hesap oluşturmak istiyor musunuz?」

“Evet!”

「Sistem: Lütfen ülkenizi seçin.」

Conviction’a girerken seçebileceğin üç taraf vardı. İlki ışığın koruyucusu doğru taraftı. Bu tarafta Viridian İmparatorluğu ve Satreen İmparatorluğu vardı. Viridian İmparatorluğu insanlar tarafından kontrol edilen ve Yaşlılar Meclisi tarafından yönetiliyordu. Diğer tarafından Satreen İmparatorluğu ise cüceler, yaratık-adamlar ve elflerin ittifağından oluşan bir ülkeydi. Diğer taraf ise karanlığın koruyucusu şeytani taraftı; bu taraf iblislere e ölümsüzlere hükmeden bir zorba tarafından yönetiliyordu. Çatışmaları sevmeyen insanlar için barışçıl dev kabilesi tarafından yönetilen nötr bir üçüncü taraf vardı.

Geçmişte, Nie Yan Viridian İmparatorluğu’nda Fırtına Hırsızı klasını seçmişti bu demek oluyordu ki imparatorluğun yer şekillerine oldukça aşinaydı. Dahası Fırtına Hırsızı’nın yeteneklerini ve sınıf görevlerini iyi biliyordu. Eğer farklı bir başlangıç ülkesi seçseydi o zaman yeniden doğmaktan kazandığı avantaj pek de işe yaramazdı.

Nie Yam Fırtına Hırsızı klasına karşı özel bir çeşit sevgi besliyordu. Nede olsa neredeyse on yıllık titiz bir eforu buna harcamıştı. Seviye 180 Hırsız onun şanını temsil ediyordu.

Tüm bu unsurları düşündüğünde, bir kez daha Fırtına Hırsızı’nı klası olarak seçti—tıpkı geçmişteki gibi.

「Sistem: Viridian İmparatorluğu’nda başlamayı seçtiniz.」

「Sistem: Fırtına Hırsızı’nı klasınız olarak seçtiniz.」

「Sistem: Lütfen karakterinizi adlandırın.」



(涅)Nie  (炎)Yan

“Nirvana Ateşi” Ne Yan geçmişte seçtiği ismin aynısını seçti. “Nirvana Ateşi”– bu kelimeler gerçek ismiyle aynı şekilde telaffuz edilmesine rağmen, yazıldığında anka kuşunun nirvanaya girip yeniden doğması gibi bir anlamı temsil ediyordu.

(ÇN:Arkadaşın gerçek ismi ve oyundaki ismi farklı olmasına rağmen aynı şekilde okunuyor.  Eşsesli gibi düşünebilirsiniz ama yazımları farklı. )

「Sistem: Karakter ismi başarıyla oluşturuldu . Nirvana Ateşi karakteri oluşturuldu .」

Oyun, girişten sonra oyuncunun görüntüsünü otomatikman bulanıklaştırdı. Ardından sistem, oyuncunun karakterinin yüzünde ufak değişiklikler yapacaktı. Normal koşullarda oyuncunun  ve karakterin görünüşü birbirinden çok farklıydı. Oyuncuyu gerçek hayatta tanımak gerçekten de oldukça zor olurdu. Buna rağmen karakterin gerçek güzelliği yada çirkinliği aşağı yukarı gerçek hayattakiyle eşitti.

Nie Yan stat penceresini açtı ve kendi statlarına bir göz attı.

(ÇN: Bu zımbırtı zaten önemsiz :P. )

Bunlar,  oyunun başlangıcında her türlü Hırsızın taban statlarıydı. Ayrıca, Seviye 0’da, sistem beş stat puanı ve bir skill puanı veriyordu.

Nie Yan durum penceresine bakındı. Geçmişte Fırtına Hırsızı sınıfını seçtiğinde, bir puanı Kuvvete, iki puanı Beceriye ve kendini daha dayanıklı yapmak için iki puanı da Fiziğe eklemişti. Bu da onun,  oyunun erken dönemlerinde çok düşük saldırı gücünün ve hızının olmasına neden olarak, seviye atlamaya çalışırken çok fazla zaman israf etmesine yol açmıştı. Aslında , hırsızların oyunun başlangıcında hiçbir zaman yüksek HP’ye* gereksinimleri yoktu. Geçmişte ne zaman bu hatayı ve kaybettiği zamanı düşünse, omuzlarını düşürüp iç çekmekten ve hesabını silip yeniden başlamak istemekten kendini alamazdı. Bu sefer böyle felaket bir hatayı tekrar edemezdi.

(ÇN: HP yani Health Point– Can Puanı)

Bu sefer,  üç puanı Kuvvete, iki puanı Beceriye ekledi. Geçmiş yaşamındaki seviye atlama alışkanlıklarını dikkate aldıktan sonra bunun en uygun oran olduğuna karar verdi. Tüm stat puanlarını harcadıktan sonra durum penceresine tekrar baktı.

Saldırı 5 → 6


İsabet Oranı 10.0 → 10.6


Hareket Hızı 5.0 → 5.4


Saldırı Hızı 5 → 5.6

Ayrıca sınıf ustalıkları vardı. Hırsız sınıfının ustalıklarına gelince,  İnsan ırkındaki hırsızların çoğunluğu, ilk skill puanını Kaçınma, Silah Ustalığı yada Gizlenme’ye eklemeyi seçiyordu. Nie Yan da ilk skill puanını Silah Ustalığı’na eklemeye hazırlanmıştı ama aniden durdu. Bir anlık dikkatli bir düşünme sonrasında ilk skill puanını Nişancılık(Atıcılık) ‘a ekledi.

Acemi Nişancı→ Orta Düzey Nişancı: Hızlı Doldurma +3, Atış Menzili +3, Yay/Yaylı Tüfek*(Crossbow)  kullanıldığında saldırı +3, Seviye farkını yok say +3 (Hırsız Meslek Değiştirici +1)

Sınıf stilleri beş seviyeye bölünmüştü. Acemi→Orta Düzey→İleri Seviye→Usta→Uzman. Uzman seviyesine ulaştıktan sonra daha fazla ilerlemek mümkün değildi. Ancak çok fazla çeşit sınıf skilli vardı ve farklı sınıfların,  farklı sınıf skillerini yükselmesine izin vardı.

İnsan hırsızlar çeşitli alet ve büyülenmiş nesneleri kullanmakta becerikliydiler. Yaylar ve Yaylı Tüfekler bu kategoriye giriyordu, ayrıca Orta Seviye Nişancı’nın Yay veya Yaylı Tüfek kullanınca kazandığı ekstra saldırı borusu da bundandı.

Starlarını ayarladıktan sonra Nie Yan ‘ın önündeki manzara değişti ve hemen sonra Calore Şehri’ ndeki ulaşım noktasında belirdi. Etraf sıra sıra yükselen binalarla kaplıydı. Calore Şehri’ndeki tüm binalar bembeyazdı ve eşsiz bir parıltıya sahipti. Şehrin merkezinde göğe doğru yükselen beyaz sivri bir kule* vardı. Kuleden çokta uzak olmayan bir yerde aynı muhteşemlikte bembeyaz, birkaç yüz metre uzunluğunda bir heykel vardı. Büyücü Asası tutan heykelin yüzünde ciddi ve onurlu ifade vardı. Bu,  tabiki, Viridian İmparatorluğu’nun koruyucusu Büyük Qiao Biya’ydı.

(ÇN: Burada geçen sivri kule söyle bir şey. )

Gürültü ve heyecanla dolu ana sokaklardan geçerken insanlar gelip gidiyordu.

Gerçeklikteki akşam Oyunda aslında sabahtı. Gün doğumunun ışığı sanki Calore Şehri’nin üzerine örtülmüş gümüş beyaz ışıktan bir battaniye gibi her bir binanın üzerini kapladı ve ısıttı.

Calore Şehri, Viridian İmparatorluğu’nun başkentiydi; Calore Düzlükleri’nin üzerinde, havada süzülen bir şehir.  Şehirdeki birçok ulaşım noktası diğer şehirlere, kasabalara ve köylere bağlıydı.

“Beyaz-seviye hançer (Saldırı +2) satılık! Acemi hançerinden (Saldırı +1) daha iyi ve sadece iki bakır! Stokta sadece üç tane kaldı,  kaçırmayın bu fırsatı! ” Seviye 3 Gizemli Büyücü şuanda ulaşım noktasının yakınına dükkan kurmuştu. Birçok yeni oyuncu dükkanın önüne doluşmuştu.

Oyuna giren her yeni kişinin envanterinde başlangıç sermayesi olarak on bakır para vardı. Yürekleri sızlasa da birçok kişi oyunun erken dönemlerinde biraz daha hızlı ilerlemek uğruna bu hâlâ hançerlerden bir tane satın alıyordu.

Nie Yan küçümseyerek homurdandı. Haritada,  aynı hançerlerin Seviye 1-5 köylerde sadece bir bakıra satılanları bulunabilirdi. Ayrıca,  Seviye 0 oyuncular kolaylıkla ulaşım noktasına yürüyerek bu köylerden birine ücretsiz olarak ışınlanabilirdi. Bu hançerlerden birini NPC’den** satın alıp tekrar geri gelebilirlerdi—hepsi iki yada üç dakika sürerdi.

(ÇN:non-player character yani sistem karakterleri)

Geçmiş yaşamında o da salak gibi bu hançerleden bir tane almış daha sonra ise kazıklandığını anlamıştı.

Yakındaki kasabaların hepsinin kendi dükkanları vardı; küçük Link Kasabası’nın giyim dükkanı, Joseph Kasabası’nın şapka ve ayakkabı dükkanı ve Locke Kasabası’nın silah satan dükkanı vardı. Nie Yan ulaşım noktalarıyla üç kere ileri geri ışınlandı. Savunmasız başlangıç ekipmanın daha iyisiyle değiştirmek için altın gümüş para harcadı. Her ekipman parçası onun Savunma’sını arttırdı. Yeni ayakkabı, şapka, omuz koruyucuları ve bacak koruyucularının her birinden 1-2 Savunma puanı kazandı. Ayrıca giydiği kumaş zırhtan ek 2-3 Savunma puanı kazandı.

Bunların hepsi geçmiş tecrübelerinden öğrendiği derslerdi. Savunması şimdi 8-13 olmuştu. Eğer Seviye 2 yada 3 hırsızların seviyelerine uygun ekipman giyecek kadar maddi durumu yoksa, onların da Savunma’sı bu kadar olurdu.

Pazar yerinde biraz dolaştıktan sonra, Hırsız sınıfı Gizlilik yetenek kitapları satan Seviye 3 bir Paladin keşfetti.  Dükkanında altı kitabın her birini altı bakır paraya satıyordu. Çoğu düşük seviye hırsız,  fiyatları çok yüksek olduğu için bu kitaplara sadece uzaktan bakabiliyordu.

Paladin yirmili yaşlarda bir adamın görünümüne sahipti. Uzun boylu ve sağlam bir görünüşü vardı. Savaşçı’yı seçseymiş iyi olurmuş ama paladin olarak da fena değildi.

Paladinler Işık Tapınağı’nın gardiyanlarıydılar. Tapınak tarafından bahşedilen bazı ofansif büyüler ve şifa büyüleri gibi kutsal skilleri öğrenebilirlerdi. Ayrıca yakın dövüş yetenekleri fena değildi ve takım arkadaşlarına parti destekleyici bufflar** sağlayabilirlerdi. Her konuda oldukça dengeli bir sınıftı. Susturucu Paladinler ve Paladinler, Büyücüleri, Rahipleri ve diğer Büyücü türü sınıfları bastıran Sessizlik ilahi skillini öğrenebilirdiler.

(ÇN:Buff: Geçici olarak statları arttıran büyümsü.)

“Bu Gizlilik skill kitabı ne kadar?”Nie Yan eğilirken sordu ve yere serilmiş kumaş paspasın üzerinden skill kitabını aldı. Gizlilik skili yeni başlayan bir Hırsız için olmazsa olmaz bir skilldi. Neyse ki Gizlilik skill kitabının çeşitli canavar doğum bölgelerinde çok yüksek düşme oranı vardı, o yüzden çok pahalı değildi.

“Çoktan gördün,  fiyat altı bakır, ” Paladin yanıtladı, dudaklarını büzdü.

“Milleti soymaya mı çalışıyorsun? Senin gibi bir Susturucu Paladin Link Kasabası’nın çevresindeki Düşmüş Şamanları kolayca anlayabilir. Günde rahatça altı yetenek kitabı toplayabilirsin ve can puanı bile kaybetmezsin. Bu şekilde para kazanmak Goblinleri kesmekten çok daha kolay para kazandırır. Böyle yüksek fiyata satmaktan utanmıyor musun? Üç bakır,  bir bakır fazlası olmaz. ” Bir Yan bir çırpıda fiyatı yarıya çekti.

“Nasıl senin tarif ettiğin kadar kolay olabilir? Günde kaç pot** harcadığımı biliyor musun sen? Eğer sana üç bakıra satsam,  hiç kar edemem! En düşük teklifim beş bakır. ” Paladin Nie Yan’ın kelimeleri karşısında şok oldu ve cevap vermek için baya düşündü. O kesinlikle hesaplı ve başkalarını aldatmada iyi olan biri değildi. Bir bakışta,  karşısındaki kesinlikle iyi bilen bir müşteriydi, kolayca kandırılabilecek birisi değil.

(ÇN: pot he ve mana yenilemeye yarayan iksir)

“Bunun nedeni sesin kasıldığın yerde canavarlar yetersiz. Eğer Düşmüş Şamanları bu koordinatlarda kesersen, [22385.21338.23329], günde en az on yetenek kitabı toplayabilirsin. Sadece bu da değil, potlara o kadar para harcaman da gerekmez. Üç bakır,  fazlası olmaz. Eğer satmak istemiyorsan gidiyorum. Nie Yan Paladin’i inceledi. Hafif kirli sakalla birlikte karemsi bir çene** yapısı vardı. Görünüşü pek de kötü birine benzemiyordu.

paladin

(ÇN: paladin abimizin çenesi böyle bir şey.)

<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>

0
Lightning Novel
error: Kopyalamak yasak kardeş !!
%d blogcu bunu beğendi: